Suriye sahasında kurulan yapay dengeler, yerel dinamiklerin sert kayasına çarparak paramparça oldu. Tarihsel tecrübe, bölge halkını yok sayan her planın hüsranla sonuçlanacağını defalarca kanıtladı. Emperyalist heveslerle çizilen haritalar, coğrafyanın gerçek sahipleri tarafından her seferinde yırtılıp çöpe atılıyor.
Türkiye için tablo, milli güvenlik hattında hayati dersler barındırıyor. Sınırlarımızın hemen ötesinde kurgulanan vekalet savaşları, sadece askeri değil, derin sosyolojik dirençle karşılaşıyor. Dış güçlerin stratejik hedefleriyle yerel gerçeklikler arasındaki uçurum, kaosun ana kaynağını oluşturuyor. Ankara, jeopolitik fırtınada komşuluk hukukunu ve tarihsel derinliği merkeze alan, çok daha sert ve kararlı duruşu daha fazla sergilemek zorundadır.
Bedevi Aşiretleri Ve İdeolojik Dayatmanın Hazin Sonu
Bedevi Arap aşiretleri, yüzyıllardır coğrafyanın en dinamik ve ele avuca sığmaz gücü olmuştur. Merkeziyetçi ve baskıcı ideolojilere karşı gösterdikleri direnç, bölgenin yönetim kodlarını belirleyen temel unsurdur. Osmanlı Devleti, zorlu aşiret yapılarını dengede tutmak ve isyanları engellemek adına aşiretlere düzenli altın göndermek zorunda kalmıştı. Geçmiş tarihi tecrübeler ortada iken dışarıdan ithal edilen siyasi modeller, aşiretlerinin pragmatik ve esnek yapısı karşısında uzun süre ayakta kalamazdı.
Aşiretlerin direnci, sadece güncel çatışma değil, tarihsel hakikatin tekrar etmesidir. Yerel kültürü, sosyal dokuyu ve ekonomik çıkarları hiçe sayan her türlü idari yapı, eninde sonunda tasfiye edilmeye mahkumdur. PKK-PYD’nin bölgedeki başarısızlığı, aslında sosyolojik imkansızlığın askeri zorlamayla sürdürülmeye çalışılmasından kaynaklanıyordu.
Taşeron Örgütlerin Çöküşü Ve Dış Desteğin İhaneti
PKK-PYD’nin Kuzey Suriye’de yaşadığı ağır denetim kaybı, tarihsel tekerrürden ibarettir. Yerel halkın rızasını almayan ve sadece dış askeri lojistikle ayakta duran yapılar, efendileri desteği kestiği an çöker. Örgütün enerji bölgelerindeki hakimiyetinin sarsılması, küresel güçlerin kontrolsüz genişlemeden duyduğu rahatsızlığın sonucudur.
Acaba taşeron yapılar, kullanılıp atılacak birer aparat olduklarını ne zaman anlayacaklar?
Dış güçlerin bölgesel vekillerine duyduğu güvensizlik, tarih boyunca hiç değişmeyen kuraldır. Stratejik taşeronluk faaliyetleri, hiçbir zaman kalıcı siyasi başarıya dönüşemez; sadece geçici işgal aracı olur. Destek çekildiğinde ortaya çıkan yapısal kırılganlık, örgütlerin aslında ne kadar temelsiz çöp olduğunu kanıtlıyor.
Enerji Savaşları Ve Yerel Halkın Gasp Edilen Hakları
Enerji kaynaklarının kontrolü, Ortadoğu’daki kanlı güç mücadelesinin her zaman tam merkezinde yer almıştır. Kuzey Suriye’deki petrol sahaları üzerindeki kavga, küresel sermayenin yerel halkın rızkını çalma operasyonuydu. Dış güçler, enerjiye erişim stratejilerini belirlerken bölge insanının geleceğini değil, kendi borsa endekslerini düşünür. Ancak tarih gösteriyor ki, halkın desteği olmayan hiçbir enerji kontrolü sürdürülebilir değildir.
Sadece askeri güçle petrol kuyularını beklemek, uzun vadede büyük stratejik yanılgıdır. Yerel halkın çıkarlarını öncelemeyen her türlü enerji paylaşımı, bölgede bitmek bilmeyen direnç ve sabotaj dalgası yaratır. Enerji kaynakları, küresel güçlerin savaş yakıtı değil, bölge halklarının refah ve huzur kaynağı haline getirilmelidir.
İsrail’in Kanlı Kumarı Ve Bölgesel Kaosun Derinleşmesi
İsrail’in bölgedeki askeri faaliyetleri, PKK-PYD için kısa vadeli nefes borusu gibi görünse de aslında büyük felaketin habercisidir. Bölgesel güçlerin kontrolsüz müdahaleleri, uzlaşı zeminini tamamen yok ederek kaosu tüm coğrafyaya yayma riski taşıyor. Şam yönetimiyle yapılabilecek olası anlaşmanın sabote edilmesi, uzun vadeli barış umutlarına vurulan en ağır darbe tehlikeli oyunun sonunda kazanan olmayacağı çok açıktır.
Kısa vadeli taktiksel kazanımlar uğruna stratejik geleceği ateşe atmak, bölgedeki tüm aktörler için intihar demektir. İsrail’in saldırgan tutumu, terör örgütlerine alan açarken bölge devletlerinin egemenlik haklarını açıkça ihlal ediyor. Barış ve istikrar, ancak dış müdahalelerin son bulması ve yerel aktörlerin masaya oturmasıyla mümkündür.
Küresel Projelerin İflası Ve Milli Güvenlik Hattı
Büyük Ortadoğu Projesi gibi masa başında çizilen küresel planlar, yerel gerçekliklerin sert duvarına çarparak iflas edip etmeyeceğini zaman gösterecek. Gerçek siyasi irade, okyanus ötesinden gelen talimatlarla değil, coğrafyanın kendi dinamikleriyle şekillenmelidir.
Türkiye, tarihsel süreçten çıkardığı derslerle, milli güvenlik stratejisini çok daha sağlam temellere oturtmalıdır. Küresel güçlerin bölgedeki vekalet savaşlarına ve harita oyunlarına karşı, yerel ittikakları ve tarihsel bağları güçlendirmek tek çıkış yoludur. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmeli, dışa bağımlı olmayan, tam bağımsız bölgesel liderlik vizyonu ortaya koymalıyız.
SADİ ÖZGÜL
