Günümüz dünyasında, küresel ve bölgesel emperyalizmin ve siyonizmin kullandığı gayrimeşru zalim yöntem ve uygulamaların tavan yaptığı, hukuk tanımaz ve güce dayalı vahşi bir “zorbalık” dönemi yaşamaktayız.
Bu küresel ve yerel “zorbalar”, hedef ülkeler ve hedef kitlelerin dirençlerini akıl almaz metodlarla yavaşlatmakta ve çökertmekte, kendilerine doping olacak yer üstü ve yer altı kaynaklarına pervasızca çökmekte, muhtelif tehdit ve şantajlarla, ekonomik hileler ve orantısız savaşlarla kural tanımaz acımasız metodlarla saldırmaktadırlar.
Pekala, bu menfur zihniyetin “hedef kitlesi” içerisinde olan bizler ne yapmalıyız ki; üzerimizde uygulanan bu art niyetli sinsi proje ve uygulamalardan bir an önce kurtulabilelim?
1. Öncelikle bilmeliyiz ki; yanlışı yıkmakla uğraşmak, büyük bir enerji israfı ve çok önemli bir zaman kaybıdır! Zira doğrusu yapıldığında; yanlış zaten kendiliğinde yıkılacaktır. Havanda su dövmekten artık vazgeçilmelidir.
2. Yanlışın yerine; “doğrusunu inşâ edebilmek için nereden başlamamız lâzım?” sorusunun cevabının da verilmesi lâzımdır.Şöyleki;
a) Öncelikle adeta zihinlerimize kazınmış olan ve bizleri tam bir atalete , tembelliğe ve kolaycılığa sevk eden bir “lider/kurtarıcı” sevdasından vazgeçmek, gerçek anlamda bilinçlenmek ve çok daha geç olmadan “sorumluluklarımızı” üstlenmemiz şarttır,
b) “Katılımcılık” sağlamak, doğru yer ve doğru zamanda “bedel ödemeyi” göze almak ve “teşkilatlı ve güçlü bir toplum” yönünde güçlü ve sağlam adımlar atmağa kesin karar vermemiz lâzımdır. Zira zamanında sorumluluk bilinci ile taksit taksit ödenmeyen bedeller; bir gün faizi ile birlikte üzerimize fatura edilebilmektedir.
c) Sömürgeci (emperyalist/kolonist) sistemin en etkili ve en eski metodu “aşağılamaktır”.
Bu metodla bireysel ve toplumsal bünyelerde zayıflıklar ve büyük hasarlar oluşturulmaktadır. Aşağılanan insanların ve toplumların; öz güvenleri, potansiyel güçleri ve savunma dirençleri olabildiğince sarsılmakta, zayıflamakta ve zamanla da edilgen hale gelmektedir.Zehirli aşağılama metodlarına karşı çözüm yolu; emperyalizm konusunda bilinçlenmekten, özgüvenimizi, bireysel ve sosyal bünyemizi olabildiğince birleştirmekten ve toplumsal bağlarımızı güçlendirmekten geçmektedir.
3. “Gömleğin ilk düğmesinin doğru iliklenmesi” gibi; ilk olarak “mevcut siyaset anlayışı, siyaset sistemi ve kurumsal siyaset” doğru yapılanması ve doğru sanılan uygulamalama ve yanlış alışkanlıklardan bir an önce arındırılmalıdır.
a) Siyasetin İlgilenmediği Alan Yok Gibidir:
Siyaset; bireyden aileye, kitlelere, camiye, kiliseye, havraya, kışlaya, ekonomiye, üreticiden aracıya ve tüketiciye, yer altından yer üstüne, gökyüzünde uzaya,kırsaldan kentlere, milli sınırlardan küresel alana kadar, çok geniş yelpazede neredeyse tüm hayat alanımızla ve hatta hayat alanımız dışına kadar ilgilenir.Hayatımızı doğrudan etkileyen, yönlendiren böylesine geniş bir yelpazede ilgi ve etki alanı olan “siyasete” ve özellikle “kurumsal siyasete” ilgisiz kalmak; kafalarımızı “deve kuşu gibi” kuma sokmaktan farksız, tam bir “sorumsuzluk” hali değil midir?
b) Bir Lider/Kurtarıcı Bekleme Alışkanlığı: “Lider toplumuyuz” safsatası ile birlikte bir “lider/kurtarıcı” beklemek tam bir “tembellik ve kolaycılıktır”.
Üstlenmemiz gereken bireysel tüm “sorumluluklarımızı” da; tek bir kişinin üzerine ve manevi olarak da “Yüce Yaratıcımıza” bocalamaktan başka birşey de değildir!
Tek bir kişiye bu kadar bel bağlamak ve çok geniş yetlilerle donatmak, bütün “sorumluluklarımızı ve beklentilerimizi” ona yüklemek ve hele hele bireysel sorumluluklarımızın özü olan; “aklımızı ve irademizi” başkasına teslim etmek ve “Yüce Yaratıcımızın” bize emrettiklerini tekrar “O’na” havale etmek ne kadar akılcı, ne kadar mantıklı ve ne kadar doğrudur?
(* >okynz. -Mütevekkil – M.A. Ersoy)
Çağrımız: “Sorumluluklarınızı üstlenin beyler ve hanımefendiler!”
c) Hatipliği ve Belâgatı Yüksek Kişiler: Bu özellikteki kişi ya da kişiler “gerçek bir lider” olmadıkları gibi, “lider” sanılan her kişi de; aynı zamanda “nitelikli bir yönetici” değildir!
d) Gerçek Liderler:
Halkın yararını ve mutluluğunu kollayan “önemli fikir, önemli metod ve önemli buluş” üreten “erdemli gerçek liderler” dir!
Aslında liderler bu kişiler değil; ürettikleri fikirler, metodlar ve buluşlardır.Bu tür gerçek liderler özelliği taşıyan bu erdemli kişilerin,; aynı zamanda nitelikli birer “kitle yöneticisi” olmalarını beklemek ise beyhude bir beklentidir. Zira hem “gerçek bir lider” ve hem de “nitelikli bir yönetici”; gelmiş geçmiş insanlar arasında çok ama çok azdır!
e) “Liderlik” doğuştan gelen bir özellik olup; çok önemli fikirlerin, yararlı metodların ve önemli buluşların ortaya çıkışı; bu tür özelliğe sahip erdemli kişilerin üretimidir!
f) “Nitelikli yöneticilik” ise; sağlıklı bir öğrenim ve kaliteli bir eğitim sonucu kazanılan çok önemli bir özelliktir.Ayrıca, vurguladığımız herçek liderlik özelliklerine ve niteliklere sahip olan ancak uygun olmayan ortamlarda yaşayan insanların varlığı ve zihinlerindekini dışa aktarma ortamı ve imkânı bulamamış olmaları ise kuvvetle muhtemeldir.
Bu gibi insanların önünü açacak olan da; siyaset sisteminin ve kurumsal siyasetin olması gereken özelliklere ve niteliklere kavuşturulması ile mümkün olabilecektir.
Nitelikli Yöneticilikte aranması gereken öncelikli temel özellikler; yüksek cesaret, yüksek adalet duygusu, kaliteli bir öğrenim ve nitelikli bir eğitim ile sağlıklı istişareyi benimsemiş ve içselleştirmiş olmalarıdır.
Bu şartlara uygun görev yapan, sağlıklı istişareyi vazgeçilmez ilke edinen “nitelikli ve liyakatli bir yönetici”; üstlendiği yönetim görevlerinde başarıya tavan yaptırabilecek ve alışılmış klasik liderlik özelliklerini de kesinlikle ve kesinlikle aratmayacaktır.
Sevgiyle yaşayın ve sağlıcakla kalın!
18.01.2026 sa.14.25 -Sakarya
Süleyman Deva Niğdelioğlu
